Fabrika İşçiliğinden Yeşilçam’ın Kötü Adamlığına Geçiş

Sinemamızın kötü adam karakteri olarak bildiğimiz, annesiz kalan çocuklarına hem annelik hem babalık yapmış, oynadığı filmlerde ki kötü adam karakteri yüzünden izleyiciler tarafından dayak yemiş, taşlanmış, küfredilmiş olmasına rağmen hiç bir zaman izleyicisine kızmamış, tam tamına 351 projede yer almış olan koca yürekli adam Erol Taş.

28 Şubat 1928 yılında Erzurum’un İspir ilçesinde dünyaya gelen Erol Taş, 2 yaşındayken babasını kaybetti. 14 yaşındayken annesiyle beraber İstanbul’a taşınan Taş, ailesine bakabilmek, evinin geçimini sağlayabilmek için tahsilini yarıda bırakır. Yaşlı annesine bakabilmek için hamallık, tezgahtarlık yaptı. Erol Taş’ın vazgeçemediği tutkulardan biri de bokstu. Küçüklüğünden beri boks sporuna merak saran Taş, İstanbul’da da boş kaldığı zamanlarda en büyük tutkusu olan boksa devam etti. Öyle ki bu spor dalında dereceler alan Taş, 19 yaşındayken düzenlenen İstanbul ve Türkiye şampiyonalarında ikincilik derecelerini aldı.

Artık askerlik çağı helen Erol Taş, 1947 yılında askere gitti. 3 yıl süren vatani görevi sonrası İstanbul’a tekrar gelen Taş, geçimini sağlayabilmek için tezgahtarlık, manavcılık ve hamallık yaptı. Görücü usulü ile Hafize Hanım ile evlenen Taş, bu evliliğinden Metin isminde bir oğlu ve Gönül ile Güler isminde ikiz kızları oldu. 1965 yılı Erol Taş için kara bir yıldır. Çünkü 18 yıl boyunca bir yastığa baş koyduğu eşi Hafize Hanım, kansere yenik düşer ve hayatını kaybeder. 3 çocuğuyla baş başa kalan Erol Taş, bir yandan film setlerinde yeni filmlerde boy gösterirken bir yandan da öksüz kalan 3 çocuğuna hem annelik yapıyor hem de babalık yapıyordu. Annelerinin hastanede yattığını sanan çocuklarına yemek yapıyor, çamaşırlarını yıkıyor ve banyo yaptırıp, uyutuyordu. Çekimlerin olmadığı zamanlarda da çocuklarını çocuk parkına götürüyor, hayvanat bahçesini gezdiriyordu.

Usta oyuncu eşinin kaybettikten sonra Konya’da ki teyzesini ziyaret etmek hem de çocuklara değişiklik olması için Konya’ya gider. Uzun yıllar İstanbul’da yaşadığı için teyzesiyle olan aile bağları kopmuş ve yıllardır birbirlerini görmemiştir. Yıllardır görmediği teyzesinin kızı Elmas Hanım 20 yaşına gelmiştir. Erol Taş, aile büyüklerinin de girişimleriyle teyzesinin kızı Elmas Hanım’a talip olur. Ancak Elmas Hanım, bu izdivaca karşı çıkar. Çünkü Erol Taş, kendisinden hem 18 yaş büyüktür hem de Erol Taş’ın 3 çocuğu vardır. Ancak aile baskısı sonrası Erol ve Elmas çifti, 12 Eylül 1960 yılında Konya Belediyesi Evlendirme Memuru İnliceligil’in kıydığı nikahla evlenirler. Bu evlilikten de Müjgan isimli bir kızları olur.

Askerden gelen Erol Taş, hamallık, manavcılık ve tezgahtarlık sonrası İstanbul’da Cankurtaran ilçesinde ki bir iplik fabrikasında işe başlar. Fabrikanın yakınlarında film çekimi yapıldığını öğrenen Erol Taş, bir arkadaşıyla beraber öğle mesaisinde filmin çekildiği yere gider. Film set çalışanlarını rahatsız eden birkaç serseriyi arkadaşıyla beraber döven Taş, set ekibinin özellikte yönetmen Ömer Litfi Akad’ın dikkatini çeker. Eski bir boksör olan Taş’ın, serserileri dövüşünden etkilenen yönetmen Akad, Erol Taş’a ”Filmde bir kavga sahnesi var. Gelsin oynasın” diye haber gönderir. Sinemayla, oyunculukla hiç bir alakası olmayan, oyunculuk eğitimi almamış, Ses Dergisi’nin yarışmasına katılmamış olan Erol Taş için 41 yıl sürecek sinema macerası başlamış olacaktır. Erol Taş, 1957 yılında çekilmiş, yönetmenliğini Mümtaz Alparslan’ın yaptığı ve Mümtaz Alparslan, Tomris Hakgüder, Faik Çoşkun, Neriman Uğurlu gibi isimleri rol aldığı Acı Hayat filmiyle sinemaya merhaba der. Ufak bir rolde rol almasına rağmen göze çarpan Taş’a ikinci film teklifi 1958 yılında gelir. Metin Erksan’ın yönettiği, Fikret Hakan’ın başrol oynadığı Dokuz Dağın Efesi filminde Ali rolünde izleyicilerin karşısına çıkar. Artık setlerin aranan adamı haline gelen Taş, 1960 yılına kadar 7 filmde rol alır.

Yıl 1963. Metin Erksan’ın Susuz Yaz filminde Kocabaş Osman rolüyle izleyicilerin karşısına çıkan, yaşadığı köyde ki köylülerin tarlalarına giden su yolunu kapatıp su vermeyen kötü adam rolüyle dikkat çeker. Yine filmde ki kardeşinin karısı rolünde ki Bahar rolüne can veren Hülya Koçyiğit’e sahip olmak istemesi izleyicilerin tepkisine neden olur. Öyle ki film gösterime girdiğinde izleyiciler tarafından Erol Taş dayak yemiştir.

Erol Taş, artık sinemada tanınan bir adam haline gelmiştir. Adresinin belli olması hem de film tekliflerinin olmadığı dönemlerde para kazanabilmek için Bakırköy ilçesinde bir kahvehane açar. Şu an Erol Taş müzesi haline getirilen kahvede vaktini geçiren Taş, 1998 yılında geçirdiği kalp krizi sonrası Samatya SSK hastanesinde hayatını kaybeder. Ünlü oyuncu Topkapı Kozlu Mezarlığına defnedildi.

Ruhun şad olsun Erol abi.

Kaptan

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir